Perşembe

VAKTİ GELDİ

                     






Nisan mayıs ayları fırlar gönül yayları demiş diyen ama tam aksine benim için çileli ve zorlu bir sürecin başlangıcı olduğundan o yayların direk bana fırlatıldığını hissettiğim zamandır.


   İlkbaharın bitip ilkyazın kendini yavaşça gösterip enseleri ısıttığı zamanlarda kışın çoktan belirlenmiş olan nice hafta sonunun ele geçirileceği tarihler birer birer çıkar ortaya...
 
Düğün sezonu!!!
Brezilya için karnaval,İspanya için boğa güreşleri,Ronaldo için futbol,Ahmet hoca için cübbesi neyse Haziranın ilk haftasından Eylülün on beşine kadar süren dönemde de düğün yapabilmek de odur işte..
 
Bu dönemlere rastlayan her düğün şu mesajı taşır aslında."eş dost bir hafta sonunuzu piç edicez,mecbur"
Kendini buna mecbur hissetmeyen duvarları  aynalarla kaplı basık düğün salonlarının havasızlığında zaman öldürmem diyen varsa da keserler sesini(benim gibi).
 
Annemle her zaman düzenli ve düzeyli süren yaşantımız bahsi geçen sezonun açılmasıyla bir karabasana dönüşür.Bende dahil herkeslerin iyi hoş sakin bir kadın dediği annem kına-düğün organizasyonuna katılımın reddini duyduğu  anda gözlerinden ateş çıkarır..Adeta bir ejderhaya dönüşür...
 
İnsanın bu kadar zahmetli ve riskli bir organizasyona böyle hevesle yapmasını anlamadım,anlamaycağım kesin!Elimde olsa düğün yasak-nikah serbes uygulamasıyla nikah dairelerine nur yağdırır,nice damat tarafının duasını  alır yaz boyu katılınması muhtemel en az 6 düğünden 2 saat tasarruf ederek bir insan hayatının 12 saatini kurtarırdım..
Düğünü yapmak kadar katılmakda başlı başına bir dertler deryası.Giyim  kuşamdan düğün alanındaki masaya,Oynamıyor musun,oynasana baskısından,pasta meyve suyunun peşinde olma,tuvaletle akrabalar arasında köşe kapmaca oynamaktan bir hal olmaya..
Zorla katıldığım her düğüne zorla katıldığımı başta beni önüne katıp getiren annem ve kopup gelen herkese ayrı ayrı hissettiririm.İki sene önce katıldığım bir  kınada(tabi ki zorla)herkesin anneme "hayırdır hasta mı"diye sormasından ve bana üzgün gözlerle bakmasından abarttığımı fark edememiş,saatler boyunca durmadan tek noktayı izlemiş ,benimle konuşanlara yarım yarım konuşamıyormuş gibi cevaplar vermiş,bir tuhaflık olduğunu herkese sezdirmiştim ..
Bu kına 2 yıldır zorla  katıldığım son kına oldu.Annemin inadını kıramasam da gevşettim.Fakat düğünler konusunda o kadar  da şanslı değilim.Ramazanın iyice yaza denk gelmesiyle tarihler iyice sıkışıp hep üst üste geldi.Bu sezonun olmazsa olmazı aile arası gerginlik tabi ki bizim sülaleyi de vurdu.
Yazın altın zamanlarına denk getirmek için ailenin iki kuzenin de aynı güne tarih alması,her iki tarafında önce biz seçtik demesi,ailenin ikiye bölünmesi. Biri Sinopta biri İstanbul da olacak düğünler için eş dostun nasıl katılacağını bilememesi ve kuzenlerin birbiriyle küsmesi ile sonuçlanan son düğünler için direnişim sürüyor,bakalım :)

Salı

Bahar ve arı

Bugün hava çok güzeldi ve bakınız biz de boş durmadık.İşte işinde gücünde bir arı. Artık görmek istediğimiz manzaralar bunlar.

Orkidemiz

Evimizin en gözde çiçeği. Annem döverek büyüttü onları. Gerçekten çiçek açmaları uzun zaman alıyor. Ama izlemeside çok keyifli. Ailemizin bir üyesi artık o da.

uğur böcüğü


Evimizde ki uğur böcekleri köşesi. Üçü de  kumbara hiç tam dolu olarak görmedim daha ama umudumuz büyük :))

Pazartesi

HEIDI


Çizgi film karekteri sanırdım kendimi çocukken. Çok uzun bir süre sürdü bu fikrim. Ben Alplerin özgür kızıydım.Heidi yani. Ömrü acılarla başlamış ama o saf ve çocuksu mutluluğun peşinde mutlu. Ben de öyleydim. Öyle sanırdım yani. Kocaman yaşlı bir     köpeğim olmasını diler onunla dağ bayır gezmeye giderdim hayalimde. En yakın arkadaşımda yanımdaydı tabii. Büyük babam vardı benim de. Böyle hayal ederdim çocukken. Mutluluk böyleydi bence. Ama farkettikçe anladım tabii. Mesela Alplerde değil İstanbul'da oturuyprdum. Annem babamın beni bırakma gibi bi durumları yoktu.(halbuki neden bilmem hep terk edilmeyi bekledim) Köpek sahibi olmayı bırak,görmeye dayanamıyorum. Ve en yakın arkadaşım bir çoban değildi! Hayalimin hayatıma en uygun yanı büyük babamla alakalı olandı. Gerçekten de  Alplerden farksız bir dağ evinde yaşadı büyükbabacığım. Ama o da ölünce anladım ki kesinlikle vazgeçmem gerek bu düşümden.
Heidiyle tek ortak noktamız sanırım saf olmamızdı.

Hayao Miyazaki Animeleri


Şimdi size çok sevdiğim animeci Hayao amcamdan bahsetmek istiyorum.Onu ilk olarak Komşum Totoro ile tanıdığımı zannediyordum ki meğer daha önceden tanışıklığımız varmış.Evet sizinde var hepimiz onu Heidi'den tanıyoruz zaten. Animelerinin hepsini izledim yine de ben de Totoro'nun ayrı yeri vardır. Totoroyu daha sonra ayrıntılı olarak anlatacağım ama şimdi Hayao Miyazaki ve animeleri var. . Hayao amcam animelerinde konu olarak insan ve doğayı ele alıyor. İnsanın doğaya yaptıklarını bazen sertçe bazen naifçe ama ısrarla gözler önüne getiriyor. Ormanların ruhları olduğuna inanıyor ve onları çok güzel betimliyor. Tabii bu durum bize biraz ters düşüyor ama olsun zararı yok. Favorilerim Komşum Totoro ve ruhların kaçışıdır pek çok da ödülü bulunuyor. Animelerine ulaşmak isterseniz burda linki var http://www.izlebizle.net/tag/hayao-miyazaki-filmleri-izle Bu iki güzel resimlede ve Komşum Totoro videosuyla bitiriyorum.


House of Cards

En son izlediğim dizidir kendisi.1. sezon 13 bölümlük  her bölüm yaklaşık 30-40 dk. olan amerikan dizisi.Micheal Dobbs'un kitabından esinlenerek çekilmiş. Konusu Beyaz Sarayda geçen dolapları anlatıyor diyebiliriz.Hırslı bir politikacının zirveye tırmanmak için döndürdüğü dolapları,kullandığı insanları izliyoruz.Tabii Frank'ın yani Kevin Spacey'in oyunculuğu mükemmel aralarda kameraya dönüp açıklama yaptığı sahneler çok hoşuma gitti böylece siz de dahil oluyorsunuz diziye. Ben beğendim 2. sezonuda bekliyorum umarım çabuk gelir.

Pazar